DURSUN GÜRLEK ile “İSTANBUL’UN EFENDİLERİ”
“Türkçeyi güzel konuşanları, ezan, Kuran ve ruh dünyamıza hitap eden musikiyi dinleyerek kulaklarımızı tezyin etmemiz gerekir. Kulaklarımızın bu güzelliğe ihtiyacı var.”
Kültür tarihçisi, yazar Dursun Gürlek, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneğinin (TDED) haftalık söyleşi programı “Cumartesi Buluşmaları”na konuk olduğu “İstanbul’un Efendileri” başlıklı söyleşisinde, İstanbul tarihinden seçilmiş mümtaz şahsiyetleri anlattı.
“İstanbul’un İlk Efendisi Peygamber Efendimizdir”
Eyüpsultan’ın İstanbul’un en uhrevi semti olduğuna dikkat çeken Dursun Gürlek, konuşmasında ilk İstanbul Efendisi olarak Eyyüb El-Ensarî’nin şahsiyeti üzerinde durdu. “Peygamber Efendimiz Mekke-i Mükerreme’de dünyaya teşrif etti, Medine-i Münevvere’de ahiret âlemine teşrif etti, Kudüs-i Şerif’te Miraç hadisesiyle gökleri şenlendirdi, İstanbul’a da en kıymetli sahabesini gönderdi. Ne mutlu İstanbul’a ki Peygamber Efendimizin bütün savaşlarına katılmış, kendisinden birçok hadis-i şerif rivayet etmiş bir zatı muhteremi, Eyyüb El-Ensarî Hazretlerini İstanbul’un sinesinde yüzyıllardan beri misafir ediyor.” diyen Gürlek, kâinatın efendisi Peygamber Efendimizin İstanbul’un da ilk efendisi, Eyyüb El-Ensarî’nin ise ikinci efendisi olduğunu kaydetti.
En Çok Ziyet Edilen İki Türbe
“Eyyûb Sultan / Hz. Hâlid Ebû Eyyûb El-Ensari” kitabını yazan İstanbul dersiamlarından, vaizlerinden ve kıymetli hocalarından Hacı Cemal Öğüt’ten bahseden Dursun Gürlek, İstanbul hanımefendilerinden olan kızı Hikmet Anne ile bizzat görüştüğünü ve Eyüpsultan’ı anlatan kitabı bir zuhurat neticesinde kaleme aldığını ifade etti.
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fetihini bir hadis-i şeriften yola çıkarak gerçekleştirdiğine değinen Dursun Gürlek, “Ne mutlu ki İslam’a büyük hizmetler vermiş Türk milletine bu şeref nasip olmuştur.” dedi.
Edirnekapı Şehitliğinde yatan Mehmed Âkif’ten, onun kabrine komşu olan şahsiyetlere, Gönenli Mehmed Efendi’den İstanbul’un bağrında yatan nice efendilerden söz eden Dursun Gürlek, İstanbul’da en çok ziyaret edilen iki türbe bulunduğunu, bunlardan birisinin Eyüp Sultan Hazretleri, diğerinin Fatih Sultan Mehmed türbeleri olduğunun altını çizdi. Fatih Sultan Mehmed’in etrafındaki efendilerle birlikte anlatılması gerektiğini ifade eden Gürlek, “Molla Gürâni, Akşemseddin, Molla Hüsrev, Hatipzâde, Molla Lütfü, Zeyrek Mehmed Efendilerin her biri birer allamedir.” dedi.
“Kulaklarımızın Tezyinata İhtiyacı Var”
Uzun süre Cemil Meriç’in sekreterliğini yaptığını, Meriç’in, dil konusunda çok hassas ve asla taviz vermeyen biri olduğunu, hocaların kitaplarındaki kelime kullanımlarını dahi yadırgadığını anlatan Dursun Gürlek, dil kalesinin yıkıldığına dikkat çekerek “ha, hı, şey, aynen” gibi anlamsız kelimelerle anlaşma çabasının yaygınlaştığına dikkat çekti. Mehmet Kaplan’ın “Her kelime kültür sarayına açılan bir kapıdır.” sözünü hatırlatan Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz bu hassasiyeti yitirdiğimiz için telaffuz yanlışlarıyla, musikisi kötü kelimelerle kulaklarımızı rahatsız ediyoruz. Hâlbuki bu kelimeleri yerli yerinde ve güzel bir üslupla kullanınca kulağa hoş geliyor. Kelimelerimizin musikisi vardır. Kelimeleri almışız, fakat Türkçeleştirmişiz. Üç hassasiyet önemlidir. Dil, din, tarih. Bu sac ayağıdır. Bu üçü olmadan idrak mümkün değildir. Türkçeyi güzel konuşanları, ezanı, Kur’an’ı ve ruh dünyamıza hitap eden musikiyi dinleyerek kulaklarımızı tezyin etmemiz gerekir. Kulaklarımızın bu güzelliğe ihtiyacı var.”
“Efendi; İstanbul’a Hizmet Eden Kişiydi”
“İstanbul’un tairihine, edebiyatına, sosyal hayatına, nüfusuna yani her şeyine az veya çok hizmeti geçmiş insanlara İstanbul efendisi denir. Fatih Sultan Mehmed’in yanı sıra valiler, kadılar, çarşı-pazar denetleyenler… hepsi İstanbul efendisiydi. Bir de kibar, edepli beyler ve hanımlar için İstanbul Beyefendisi, İstanbul Hanımefendisi tabiri kullanılır. İstanbul Türkçesini, bir İstanbul Hanımefendisi olan Münevver Ayaşlı’dan çok dinledim. Beylerbeyi Sarayı’ndaki yalısında Mesnevi Sohbetleri yapılırdı. Karşılıklı konuşmaların ahengine hayran olurduk.”
Dursun Gürlek Kimdir?
Dursun Gürlek, Osmanlı tarihi, kültür tarihi ve biyografi alanındaki derinlikli çalışmalarıyla tanınan Türk yazar, tarihçi ve edebiyat öğretmenidir. 1952 yılında Tokat'ın Pazar ilçesinde dünyaya gelen Gürlek, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra İstanbul'a gelerek İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından Yeni İstanbul, Tercüman, Hürriyet ve Günaydın gibi dönemin önde gelen gazetelerinde çeşitli görevler üstlenmiş ve muhtelif okullarda uzun yıllar Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Edebî ve kültürel birikimini geniş kitlelere aktaran yazarın yayımlanmış pek çok kıymetli eseri bulunmaktadır. Kültür tarihçiliği ve kütüphane kültürünü ele aldığı Ayaklı Kütüphaneler, Çınaraltı Kitap Sohbetleri, Maziye Bir Bakıver ve Kültür Dünyamızdan Manzaralar isimli kitapları okurlardan yoğun ilgi görmüştür. Tarih, biyografi ve tasavvufi derinliği harmanlayan Karınca Huzura Varınca, Tebessüm ve Tefekkür, Sohbet Tadında, Muhabbet Ateşi, Dersaadet'te Ramazan Akşamları ile Türk kültür hayatının abidevi şahsiyetlerini incelediği iki ciltlik İbnülemin Mahmud Kemal İnal biyografisi, Dursun Gürlek'in Türk edebiyatına kazandırdığı diğer önemli temel eserler arasında yer almaktadır.
2. Hafta
Konuşmacı: Ali Karaca (TDED Yönetim Kurulu Üyesi, Şair-Yazar)
Konu: İstanbul, Fetih ve Fatih
Tarih: 14 Kasım 2026 Cumartesi
Saat: 14.00
3. Hafta
Konuşmacı: Prof. Dr. Nihat Öztoprak (Akademisyen, Yazar)
Konu: Kişilik İnşasında Edebiyatın Rolü
Tarih: 21 Kasım 2026 Cumartesi
Saat: 14.00
4. Hafta
Konuşmacı: Prof. Dr. Neslihan Karakuş (Akademisyen, Yazar)
Konu: Sözün Büyüsü: Köklerden Geleceğe Türkçe ile Var Olmak
Tarih: 28 Kasım 2026 Cumartesi
Saat: 14.00