Bugün, 28 Kasım 2014 Cuma
     

Seçkiler

Paylaş

Sitemizin içeriklerini yakınlarınız ile paylaşabilirsiniz

 

Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ

04.01.2012 - Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ - Dr. Recep Çelik / Ekrem Sırma 1727 yılı Temmuz ayında, İbrahim Müteferrika’ya Padişah III. Ahmed’in fermanı ve Şeyhülislâm Yeni­şehirli Abdullah Efendi’nin fetvasıyla, ilk Türk matbaa­sını kurma izni verilmiştir. İbrahim Müteferrika da bu­nun üzerine kendi evinin alt katında «Dârü’t-Tıbaatü’l-Âmire» adıyla ilk Türk mat­baasını kurmuştur.

Türkçenin İlk Matbu Eseri: VANKULU LÜGATİ

     1727 yılı Temmuz ayında, İbrahim Müteferrika’ya Padişah III. Ahmed’in fermanı ve Şeyhülislâm Yeni­şehirli Abdullah Efendi’nin fetvasıyla, ilk Türk matbaa­sını kurma izni verilmiştir. İbrahim Müteferrika da bu­nun üzerine kendi evinin alt katında «Dârü’t-Tıbaatü’l-Âmire» adıyla ilk Türk mat­baasını kurmuştur.

     Bu matbaada basılan, Türkçenin ilk matbu eseri ise 31 Ocak 1729 (1 Recep 1141) tarihinde basılan Vankulu Lügati’dir. Bu lügat, 1010 se­nesinde vefat eden, Farablı bir Türk bilgini olan İsma­il el-Cevheri’nin telif etiği Tâcü’l-lûga ve Sıhhatü’l-Arabiyye yahut sadece Sa­hah, Sihah unvanlı büyük ve meşhur Arapça lügatin Türkçeye tercümesidir. Bu muazzam eseri, “Vankulu” ismiyle tanınan Mehmed Efendi çevirmiştir.

     XVI. yüzyılın önemli âlimlerinden olan Mehmed Efendi, bu asrın ilk yarısında İstanbul’da doğmuştur. Ba­bası, Mustafa Efendi adında bir zattır. Mehmed Efendi, soyca Vanlıdır. “Vankulu” lakabıyla tanınması da ecda­dının Vanlı oluşundan ileri gelmektedir.
Mehmed Efendi, klasik medrese tahsili görerek Mah­mut Paşa ve Eski Ali Paşa medreselerinde müderrislik yapmıştır. Daha sonra mü­derrislikten ayrılarak müftü ve kadı olarak görevlendiril­miş; sırasıyla Rodos (1571), Manisa (1574), Selanik (1580) ve Kütahya (1581) kadılıkla­rında bulunmuştur. 1590 se­nesinde Medine Kadısı olmuş ve Nisan 1592’de bu görevini sürdürürken orada vefat etmiştir. Kabri de Medine’dedir.

     Vankulu Mehmed Efendi, başta fıkıh ilmi ol­mak üzere, lügat ve edebiyat­ta da bilgi sahibidir. Mehmet Efendi’nin telif ve tercüme birkaç eseri daha varsa da, ona ilmî sahada büyük şöh­ret kazandıran, Vankulu Lü­gati adıyla anılan tercüme lügati olmuştur.

     Dârü’t-Tıbatü’l-Âmire’de ilk baskısı ya­pılan bu kitap, iki büyük ciltten oluşmaktadır. Kitap Avrupa’dan ithal edilmiş fi­ligranlı kâğıda, okunabilir nesih bir yazıyla basılmış­tır. Kitabın alt tarafında bir sonraki sayfanın hangi keli­meyle başlayacağını ve bite­ceğini gösteren parolalar bu­lunmaktadır. Kelime kökleri madde başı olarak alınmış, bu kökten türetilen kelimele­rin ise altı çizili olarak belir­tilmiştir.

     Birinci cilt, 656 sayfadır. Kitabın ilk altı sayfasında devrin padişahı III. Ahmet, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ve Şeyhülis­lam Yenişehirli Abdullah Efendi’ye övgülerden sonra, İbrahim Müteferrika tarafın­dan kaleme alınan “dibace” (önsöz) ile birlikte hangi say­falarda hangi harfin bulun­duğunu gösteren bir fihrist vardır. Önsözde matbaanın kurulmasına müsaade eden III. Ahmed’in fermanı ve matbaanın sakıncalı olma­dığına dair şeyhülislamın verdiği fetva sureti, kitaba dair muhtelif bilginler tara­fından yazılmış on altı tak­riz, Matbaacı İbrahim Mü­teferrika tarafından, baskı sanatının lüzumu ve ehem­miyeti hakkında kaleme alı­nan Vesiyetü’t-Tıbaa adlı bir makale, kitabın yazarı Cevheri ile tercüme eden Vankulu Mehmed Efendi’nin kısa hayat hikâyeleri bulunmaktadır. İkinci cilt ise, ilk iki sayfası fihrist olmak üzere toplam 766 sayfadır.

     Kitabın her sayfası 37 satır olarak düzenlen­miştir. Her sayfada ortalama olarak üç kelime kökü ve her kelimeden de 22 tane türetilmiş kelime var­dır. Lügatte yaklaşık olarak beş bin kelime kökü ile bu kelime köklerinden türetilmiş yüz binden fazla kelime bulunmaktadır.

     Vankulu Lügati, döneminin klasik lügat usulüne göre şu şekil­de tertip edilmiştir:

1) Kitap, her kelimenin son harfine göre, Arap alfabesindeki harf sayısı olarak 28 bölümde ter­tip olunmuştur. Her bölüm, kendi içinde kelimenin baş harfine göre, ayrıca 28 kısma ayrılmıştır.
     «Hemze» ile nihayetlenen ke­limeler de, hemze kelimenin kendi bünyesine ait ise «Babî hemze»de, fakat «vav» veya «ye»den değişme hemze ise, «Babü’l-vav ve’l-yâ»’da gösterilmiştir.

2) Her bölüm, kelimenin fâ-ülfiili, yani bir fiilin asli harflerin­den birinci harfine göre edilmiştir.

     Bir kelimenin müştekatı yani aynı kökten türemiş kelimeler, o madde içinde altı çizili olarak gös­terilmekle beraber, asıl bünyeyi teşkil eden kelime ayrıca lügatin kenarında tek olarak yazılmıştır. Vankulu Lügati, yukarıda izah ettiğimiz şekliy­le Gaziantepli Mütercim Asım’ın meşhur Kamus Tercümesi’nin benzeridir.

     Vankulu Lügati, padişahın atadığı ilim erbabı tarafından titizlikle incelenerek, iki yıl­da hazırlanmıştır. Baskısı iki yıl ka­dar süren Vankulu Lügati’nin ilk bas­kısı aynı matbaa­da basılan Naimâ Tarihi’nin son sahi­fesinde bulunan bir cetvele göre, bin cilt olarak basılmıştır.

     Bu değerli lü­gat, basıldığı za­man umulanın çok ötesinde bir rağbet görmüştür. Bunun­la beraber, kitabın fiyatı fazla görül­müş, hatta bu fazlalığa ait yapılan dedikodular sa­raya kadar aksetmiştir. Bu arada, bilhassa medrese talebelerinin istifadesi göz önünde tutularak, fiya­tının ciltsiz hâlde, o zamanki rayiç değer üzerinden otuz beş kuruşa indirilmesi için, İstanbul kadısına bir Hattı Hümâyun da gönderil­miştir (28 Mayıs 1729).

     Vankulu Lügati, ilk neşri sıra­sında büyük bir rağbet gördüğü gibi, sonraları da baş ucu kitabı olarak daima aranan, başvurulan bir kaynak eser olmuştur. Bu iti­barladır ki, bu lügatin bin cilt ola­rak yapılan ilk baskısından başka 1755 ve 1756 yıllarında (III. Osman zamanı) yine iki cilt olarak ikinci baskısı yapılmıştır.

     Vankulu Lügati’nin bu ikinci baskısını İbrahim Efendi adında, İbrahim Müteferrika’nın yetiştir­diği bir kalfa yapmıştır. Bu zat, Rumeli kadılarından olup İbrahim Müteferrika’nın vefatından sonra (1747) matbaayı bir ortağıyla bera­ber satın almış ve ilk olarak Vanku­lu Lügati’ni basmıştır.

     Vankulu Lügati üçüncü bir baskı daha yapmıştır. Üçün­cü baskının ilk cildi 1802’de, Mühendishane’de kurulan Dârü’t-Tıbaatü’l-Âmire’de; ikinci cildi ise 1803 tarihinde Üsküdar Selimiye’de Boyacı Hanı’nda kurulan Dârü’t-Tıbaat’ül Âmire-i Cedide adlı matbaada basılmıştır. Bu baskı, matbaanın müdü­rü Mühendishâ­ne hocalarından Abdurrahman Efendi’nin neza­reti altında yapıl­mıştır.

     Bugün de dile, edebiyata ait eski metin ve eserler üzerinde çalışanlar tara­fından Mehmet Efendi’nin Van­kulu Lügati temel başvuru kitapları arasında vazge­çilmez kaynaklar arasındadır.

Dr. Recep Çelik / Ekrem Sırma